
sanki..
bugünden 2ay öncesini yaşamak gibi...
kulağıma söyledikçe o ... başka bir adam geliyor gözümün önüne... yaşattıkça yaşattı... iyisiyle kötüsüyle evet.. ama unutmadım işte..
bir iyi bir de kötü haberim var gibi yani...
ağırlaşmışım gibi.. düşünce açtığı yara da ağır vaka oldu. bir sedye buldum kendime. kendimi yatırdım. saçlarımdan tutup eğildim kendime..
"korkma.. düzelecek herşey"
aşırı kan kaybı var diye bağırdım kendimi ameliyathaneye taşırken sedyeyle.. yine kendime bağırmıştım evet... önlüğümü giydim. sedyede bana bakan kendime şöyle bir göz kırptım önce.
-beni duyabiliyor musun?
yüzüme karşı kafa salladım...
-doktor.. acım çok fazla...
-kapatın gözünüzü.. kendinizi benim ellerime bırakın.
başka çare var mıydı?
bir ameliyattı.. saatlerce süren. günlerce...
kapının önünde bir sağa bir sola gidip gelerek panikle, telaşla bekleyen yine bendim...
öldüm mü?
yaşıyor muyum?
sakat mı?
sağlam mı?
kapının ardından inlemeler... kapının ardından nefes sesleri.. ayak sesleri.. koşturuyor birileri.. bir ses.. benim sesim... o kadar kısık. o kadar bitik. o kadar acıyla dolu ki...
kapının önünde yere oturup elleri başında ağlayan yine bendim evet...
zaman geçti..
günler...
gece-gündüz. tik-tak. attı kalp. derin bir nefes.
bir liman kentinin o mendirekleri aşıp geçen dalgalı denizinin tam ortasından çıktım tekrar dünyaya... balıklar öperek iyileştirmişti yaralarımı. denizanaları yarabandı olmuş sanki...
su yutmuşum. çok dolmuş içim. ellerimle çırpınıp bir cankurtaran aradım belki saatlerce belki günlerce... sırt üstü yattım izledim gökyüzünü... sana baktım tanrım. gözgöze geldim seninle...
gülümsedin...
yüzüstü döndüm yüzdüm... teknelerin arasından mis kokulu balıkçı kahvesi.. tıpkı dedem gibi kokuyorlar. hep zor tutarım kendimi gördüğüm en ona benzeyen yaşlı adama sarılmamak için... ne kadar zorsa boğaza düğümlenen isyan. o kadar zor elini kolunu tutabilmek o an...
evime yürüdüm.
gökyüzüne baktım... bembeyaz bulutlar.. ameliyata giderken griye çalan yaşlar atıyordu her biri.. durmuşlar şimdi. şimdi sadece ağaçlardan yavaş yavaş sakin sakin süzülen yapraklar var..
hem sokaklar sararmış...
hem de ellerim buruşmuş...
son bahar çok ani geldi bu sene...
uzandım çimlere.. yemyeşil. o kadar taze. o kadar sevdim ki toprağı. ah.. kapattım gözlerimi... her kare gözümün önünde..
sedyeden kendime baktım... sevecen ve şevkatli bir kadın doktor.. önlüğü kan içinde. söküp almış içimdeki hastalığı.. söküp almış içimdeki boşluğu. söküp almış çizilmiş kalbimi.. yenilemiş. gıcır gıcır bir beden!
daha ne isterim ki!
sedyeyle odaya çıkarttım kendimi.. birkaç gün pansumanımı yaptım. kendi kendimin hastabakıcısı oldum. sonra...
çıktım çatıya.. atladım ve işte.. liman şehrinin yosun kokusu.. yakıyor genzimi..
açtım gözlerimi...
seninle gözgöze geldim tanrım! bir iki yol olmuş gözlerimde... düğümlerim çözülmüş akarken.. yakaladın parmağının ucuyla..
saçlarımı sevdin ve ... tıpkı doktor olan kendim gibi... fısıldadın...
-merak etme.. herşey düzelecek...
şimdi düşünüyorum da...
2ay öncesine gitmek gibi yaşadığım şuan...
ve bu...
yaşanacak en acı ve bir o kadar da en güzel his...
teşekkür ederim...
<3

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder