
günlerden dün. bir başıma hadi yarın olsun diye bekledim durdum. bir koca günü yedikten sonra birlikte. o kadar yalnızlık çöktü ki. garipti. aynı egenin söylediği gibi.. senden uzak bir otel odasında şimdi yalnızım.. yıllar önce dinlediğim zaman birşey ifade etmeyen bir şarkının aniden bu kadar anlamlı hale gelişi biraz acı değil mi? acı valla..
şimdi diyorum ki.. keşke yine o odada olsam yarını beklesem çünkü hala birlikte geçirebileceğimiz bir yarın olurdu o zaman.. yani demek istediğim hemen ertesi gün. yoksa biliyorum sevgili okur, birlikte çok yarınlar var yaşanacak.. mesele o değil. uzaklaşınız oralardan..
şimdi diyorum ki.. demin, biraz önce, dün olmazdı..
aslında.. ne olabilir ki aynı günü tekrar tekrar yaşamak bile çözüm değil bu duruma bu bile insanı heveslendirecek birşey değil.. aslında hayal kurmak bile istesem hatta bilimkurgu filmler bile çeksem çektiğimle kalırım.. güler salondan çıkar gider izleyici..
galiba elimizde "yaşamak" "kabullenmek" dışında bir seçenek kalmıyor. inadımız kendimize.. gerçi. ben kabullendim zaten.
kar başladı yolda.. kaç mevsimi izleyeceğim bu camın ardından? hesaplamak istemiyorum zaten. tüm otobüs firmalarının tüm muavinleriyle kanka olmam ise diğer bir olasılık. hatta her defasında bir yazı yazsam sonunda kitap bile çıkarılır o yazı sayısıyla...
ilk defa hava aydınlık.. istanbula gelirken. ve ben ilk defa içimdekileri dökmüyorum tam anlamıyla. ilk defa zırvalamak istedim tam manasıyla.. ilk defa öylesine konuşmak.
neden diye soruyorum kendime..
bir daha beni uğurlamanı istemiyorum. hiç...
gözümün önünden gitmiyor ki..
sanırım bu yüzden..
bu sebepten ilk defa yazmak istemiyorum içimdekileri...
çünkü...
uyuyanlar var otobüste...
burun çekme sesiyle uyanmak kimsenin hoşuna gitmez ki..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder