Powered By Blogger

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

14 Nisan 2010

"biz"im sokak.. "biz"im şehir...



nefesime karışıyor hıçkırıklarım...
kahvaltı niyetine yaşlarımı yiyorum..
acı acı...

nefes almak istiyorum.. şehir dar geliyor... düşünmemek istiyorum.. düştüğüm kazanın içinden nasıl çıkabilirim.. kazanın içinde boğul ve öl diyorum...

göze alamıyorum ölmeyi...

üstüm başım biz kokuyor. üstüm başım hüzün.
sustum içimin cümlelerini astım şehirdeki biz sembollü duvarlara.. sustum.. içimin cümlelerini fısıldadım gökyüzüne.. belki.. kulağına kadar gelir seni ne kadar sevdiğim.. belki kulağına kadar gelir sana ne kadar ihtiyacımın olduğu.. belki birileri kulağına fısıldar...

korkularımı, zaaflarımı, isteğimi ve istemediğimi...

kim gitti sorusuna cevap yok bizde...
aslında kimse gitmedi... aynı anda gittik biz yine. yine mi? evet evet yine... ama giderken biliyoruz ikimizde sokağın öbür köşesinde yüzyüze karşılaşacağız.. yine.. yine mi? evet evet yine...

bizim ayrılık sokağımız var ...
gündüzken sizlere.. karanlıktır her daim bize.. sadece biz görebiliyoruz. sadece biz var olabiliyoruz. sadece biz duyuyoruz ne konuştuğumuzu.. öylesi bağırıyoruz birbirimize, öylesi yıpratıyoruz, öylesi acıtıyoruz, öylesi sıkıyoruz ellerimizle birbirimizin yüreğini.. bizim ayrılık sokağımız var. mimarı biziz. işçisi biz.
sokağın sonunda bir kapı var hep... koca koca duvarların arasından bir kapı sadece...
o kapının nereye açılacağını da her defasında yeni baştan belirliyoruz...

evet evet...
biz belirliyoruz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder