Powered By Blogger

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Temmuz 2009

çöz ipleri.. kurtulsun yüreğim.


bıçak batırıyor sıkışmış nefesim sırtıma.
ellerini aratmaz cinsten ağır ağır yumuşak gibi..
sözlerini de aratmaz cinsten nasıl da keskin!

sırtımda yerini alan yeni çiziklerin adı sen.
görünmez bir bıçak var saplanıyor kesiyor nefesimi.
o kadar acıtıyor ki içimi!anlatmaya utanırım...
içimin nasıl ezildiğini ifade etmeye benim yüzüm yetmez...

tüm olanları kafamda şu sık ve kısa nefesimle düşünüyorum da...
konuyu matematiğe dökmeye gerek yok basitleşmeyelim! lakin... çok akıtıyorsun gözümden sen çocuk! ve şu sırtımdaki bıçak... derine indikçe iniyor şuan.

istanbula uzattım yüzümü..
kuruttu sayısı bilinmez yolları...
üfledi kulağıma her zamanki dostane tavrıyla...
saçlarım tel tel uçuştu durdu...
mis gibi koktu ortalık...
mis gibi umut kokusu...
yine sarıldı durup dururken. halbuki bu sarıp sarmalamaları yüzünden canımı acıtmadı mı şu "umut"... acıttı...

çekil git diye ellerimi kollarımı açıp dört bir yana savaşsamda şu hayali bulutlarla...sen hayatımdan çekip gitmedikçe bu şimşek bu gökgürültüsü ve dolu hali biliyorum ki son bulmayacak.

tüm bu fırtınaya karşı bu barınağı bırakıp gitmememi hakediyor musun bunun cevabını veremem kendime. şu sırtımdaki bıçaktan daha da çok acıtıyor bu işte canımı...

ve sanırım...
nefesimin derin ve içten ve oh demeyişi ...
çok koyuyor kalbime!


19 Temmuz 2009

dalgınlığım şaraptandır... sessizlikle hiçbir ilgisi yok...



küf kokulu ne çok hikaye birikti...

şimdi taze bir yosun kokusu... tam sahilde tam dibinde denizin sanki. o kadar yakıyor insanın içini bulandırıyor. bir nefes alayım desen... nefes bile almamak istercesine işte...

ağır gelsin şu ağıtın sesi...
yavaş yavaş...
birden bire gelirse..
sel olur gözlerimden cevaplarım...

hani..şimdiden verilen cevaplar.. ve hatta çok önceden...
yarım kalmış tebessüm.
hevesi kursağında kalmış bir ses...
kendine yabancı... dokunsa hissetmez...
bir yüz...

o yüzden iki yol akıyor şimdi...
neye aktığını çok iyi bilirken... aktıktan sonrasını da pek iyi bilen...
sonrasında neler olacak biliyorum...
her adımı...
zaten.. bu yüzden atmadım o eşikten içeri şu ayağımı...

ne sen gördün bunu sevgili... ne bir başkası.
koskoca kalabalık bir dünya da yaşıyorum tek başıma..

sanki...

ses yok. nefes yok. bir şarkıdır dönüp duran...
bir şarap kadehinde benim izim var evet...
bir tane kalmış sigaram...

oysa...
içmeyecektim bu gece...
herşey bir anda oldu...

zaten hep öyle olmadı mı?

Düş müydük? Düştük mü yoksa sevgili?



içim direniyor gözlerimin ağırlığına...
içim direniyor uykuya hapsolmamak için...
içim direniyor.. bedenime... yorgun ve bitkin bedenim.. ah...

gözlerim direniyor gecenin yerleştirdiği her bir pamuk hayale.. gözlerim direniyor içimi uyutmayı isterken dudaklarım ninniye hazır.. ama gece bu işte! gece yine bir "neden" gecesi.. iç hesaplaşmanın en keskin geçen zamanlarından bir zaman... gece işte ne yaparsın.. siyahın işi...

dudaklarım yabancı bir sesle fısıldar...
"sevgili.. neden yanımda değilsin ki..."

kulaklarım küskün... kalpten yana hep. duyulası fısıltıları pek iyi bilir... ne dökülürse dökülsün dudaklarımdan bu gece de duvarlar sahiplenecek her kelimemi biliyorum...

sanki... çıkınca söz ağızdan. azalırmış gibi. ağırlık... halbu ki...yaşlarım çoğalıyor... sussam hiç ses çıkarmasam peki? hıçkırık tutuyor.. yaşla karışık...

bir kırık inleme hali...
nasıl acı tadı..
kokusu umut..
adı "biz".

bir yitik inleme sesi...boğulmadan önceymişcesine ya da boğulurken... çırpınırken ellerimle bu yatakta.. ellerim yüzümde. gözlerim kapalı... ordasın işte!

gözlerim kapanmasın isterim işte bu yüzden...zaten bakma.. onlarda aşka küstü bu ara... rengi kırmızı.. kokusu özlem.

zaten...
kalbim de küstü...
solgun rengiyle kırgınlık kokulu..
sesi.. ah! dercesine...
hüzünlü gibi...

içim direniyor...
titreyen dudaklarıma...
zaten... damla damla küslük akıyor her yanımdan...
gecenin ne suçu var...
Zaten suçlu da var ya da yok... değişmeyecek ki yaşanan zamanın hissettirdikleri...

sevgili...
düştüm ben... ellerin yok olmuş... sesin? duyulmuyor...
kokun... burnumda.. ama düştüğüm için ağlıyorum ben... çok acıdı canım. o yüzden ağlıyorum elbette sorulur mu bu hiç?

geçer belki kapanır yara..
eğer doğru ilaçları alırsam.


neden olmasın...