
ellerimi güneşe açmış bir sandalın içinde durgun bir denizde süzülsem... tüm bu karmaşanın, şanssızlığın ve tesadüflerin hasarlarını gidersem... her hareketinde... güneş aydınlatsa şu kararmışlığı... yine tuttu melankolik tarafım. ne gerek vardı bak şimdi.
yoruluyorum... düzensizliğin yoluma yapıştırdığı son etiketi açıklamaktan sanırım artık bunaldım. kendime açıklamaktan değil ama.. insana hep iyi gelir kendi kendine derleşmek... çok isterdim. yaşadıklarımı yorumlayan çok bilmişlerin alnına yapıştırılsa bir defalığına aynı etiket...
anlayışsızlaşmak o kadar moda ki...
gelişine yorumlamak...
gelişine teşhis koymak...
gelişine görmek...
öylesine...
kıyıda bırakıp tüm anlayışsızlık paketlerini... şarkılarımı, kalemimi kağıdımı, bir iki parça kıyafetimi alıp gitmeye hazır bekleyen bir sandala atlayıp gitmeyi... dönmek üzere elbette. sadece bir süreliğine ellerimi kendimi onarmak için yorasım var. bir süreliğine sadece kendi kendimin doktoru, anası, babası, kardeşi, sevgilisi, dostu, arkadaşı olasım var... unutulan köşede kalmış "o" beni mutlu edesim var...
ellerimi güneşe açıp...her karmaşanın.. her nefes kesen boğulma etkisi yaratan "an"ların... hafızaya kazılı her kötü anının... turuncuya boyanmasını istiyorum. mavinin altında... saflığın üstünde... yeşilin sağında solunda... turuncuyla gözgöze...
boğazıma takılan her düğümü... açmak istiyorum gözümden akıp tükenecek yaşlarla... sonra kıyıya geri dönmek... merhaba demek istiyorum herşeye tekrar...
kıyıya dönünce 5 kişi olsun beni bekleyen...salya sümük sarılalım birbirimize...ve bu hikaye mutlu sonla bitsin...
hayal kurmak güzeldir...
...
güzeldir evet...
.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder